sevgili sevgilim...

...
evde oturmuş düşünüyorum. sabah sana bırakacağım makaronları düşünüyorum. akşam annemin yaptığı pilavı yemeni...
kabataş'ta kahvaltı edeceğimizi ve sultanahmet'i daha  detaylı gezeceğimiz günleri... dizimde uyuyacağın akşamları, çamaşırlarını astığım anları, tülleri sana astıracağım günleri ve denizi sevgilim... denizi seyrederek birbirimizi ne kadar sevdiğimizi söyleyeceğimiz anları ve zaman zaman aynı denize bakarak, aynı garsondan çay isteyerek yapacağımız kavgaları... sonra evinde barışmaları... sevdiğin yemeği yapıp, işten gelmeni beklediğim günleri, "üşendim aşkit, kebapçıya gidek" demelerimi, senin pizza krizlerini, ama sonra bana biber dolması yapmalarını...
terfilerde zamlarda kutlamalarımızı...
nefret ettiğin istanbul trafiği yüzünden beni bekletmeni ya da beklemeni, üşüyüp ellerini ellerimde ısıtmanı, ankara'da yaşadık ama en güzel kışı bir de istanbul'da yaşamayı sevgilim, sevmesen de sıcak şarap içmeyi, benim sarhoş hallerime katlanmanı, üşüyen burnunu avcumda ısıtmanı...
biraz da anadolu yakasını gezmeyi, bostancı sahilinde içmeyi, moda'da kahvaltı etmeyi, eminönü'nde balık ekmek yemeyi... 
arkadaşlarımızı misafir etmeyi, bazılarını yanyana yatırmamak gerektiğini konuşmayı, kavga edilerek yatılmış akşamın sabahına mutlu uyanmayı...
sarılarak uyumayı, sarılarak uyanmayı, ertesi gün tekrar sarılarak uyumayı, sarılarak uyanmayı ve ertesi gün ve ertesi gün ve hep beraber uyanmayı...
her sabah seni görerek uyanmayı sevgilim, senin "günaydın" deyişini duyarak uyanmayı...

beraber kitap kurcalamayı, sana bilmediğin müzikleri dinletmemi, benim izlemediğim filmleri izletmeni sevgilim...
tüm bunları şimdiden çok özledim...

hadi gel.

Hiç yorum yok: