hani bir kadın ağlar ya, gözyaşları sanki boğazında düğümlenen yumrudan salgılanır. önce yutkunmakta zorluk çeker sonra kaşlarını çatıp dudaklarını büker. ağlamamak için çok geçtir ama artık. yüzünü rahat bırakır, gözleri dolar ve iki gözüne birer damla gözyaşı tırmanır. ama birinden, yalnızca birinde bir damla yaş düşüverir. o minik damla oracıktan çıkar minik minik yol alır üst dudağına doğru. öyle ki yanağındaki allık, musa'nın kızıldeniz'i ikiye ayırması gibi ikiye ayrılır. o allığı yararak iner üst dudağa.
ve kadın tek bir kelime söyler, gözyaşını özgür bırakırcasına. o bir damlacık, kızıldeniz'i ayırmaya gücü yeten bir damlacık iki dudağın arasına girip tekrar bedene karışır. bir sonraki hatada, bir sonraki kırgınlıkta veya kalp ağrısında ortaya çıkmak üzere...

işte hayat böyle bir döngüdür
ve yaşamak güzeldir.

1 yorum:

Euslémme D'Amisos dedi ki...

Çok güzel anlatmışsın. Genelde, aynen o şekilde ağzıma giriyor da o damla, bazen burnumun ucundan damlii daa
Karadeniz styla :^)

Bazen de o bir damlayı akıtmaya bile gurur yapıyorum, heh, o zaman ayvayı yiyorum işte, şah damarlarım patlama derecesine geliyor. :-/

FENAAAAAĞĞ!