"her aşk kendine bir orospu yaratıyor." diyor umay umay bir kitabında. Ben düzeltiyorum onu, her aşk kendine bir kutsal toprak yaratıyor ve şehrin kalabalığı o toprakları hunharca harcıyor. Elde kalansa ayrılıktır ve her ayrılık kendine bir la finestre di fronte yaratıyor. kulaklarda çınlıyor Simone'nin mektubu, zihnine kazınıyor pencereden bakışanların sevişememezlikleri, bir afiş gibi odasına asası geliyor insanın, kadının unlu ellerile merdiven korkuluklarına bıraktığı un lekesi. Bense ilk duyduğum andan beri "anasını satayım bu şarkı ne diyor bilmiyorum ama acayip hüzünlü, kalbimi sikiyor adeta" diyorum. Bahsettiğim şarkı "ma che freddo fa". Filmi izlediğimden beri derin nefes çekip gözlerimden görünmeyen yaşlar akıtırdı bu şarkı. Ama anlamına bakmaya cesaret edemedim hiç, çünkü kalkıp da "babacığım hadi beni yine parka götür" diyorsa olmazdı bu şarkı, bozulurdu büyüsü. Sonra baktım anlamına dün akşam, öylesine, amaçsızca ekşi sözlük'ü açtım ve baktım. akabinde dün akşamımın ve önümüzdeki bir kaç günümün de fon müziği oluverdi kanımca.

Şimdi Karşı Pencere zamanı. Çivi çiviyi söker çünkü. ma che freddo fa kafası :)

5 yorum:

lisa rowe dedi ki...

cos'è la vita
senza l'amore

sapozhkelekh dedi ki...

aynens :)

ma che freddo fa!

susuzirmak dedi ki...

Ma che freddo fa fazla güzelmiş.
Farkettirdiğiniz için teşekkürler.

spike will dedi ki...

"bir okşayış yeterlidir,
bir kızınn kalbi için.
belki o zaman evet, seni severim..."

ne denilebilir ki, belki de gerçektir...

çayan
http://elma-c.blogspot.com

sapozhkelekh dedi ki...

kim bilebilir...