Sevdiğim adamlar sevmediğim adamlara, sevdiğim kadınlar sevmediğim kadınlara dönüşüyor her bir an. Sevmediklerimi takip etmiyorum, belki de onları da severim artık... Ben de geçmişim simli, fosforlu bir kutunun içine saklıyorum. O geçmiş ki anı denen şeyin ta kendisi. O kutuyu da saklıyorum dolapların tepelerine. Canım sıkıldığında hayata sarılacak bir dal olsun diye. Bana "hayatta güzel şeyler de vardır" dedirtsin diye. Yazılar, fotoğraflar,hatıralar. Kısacası anılar.

Çünkü onlar olmadan hayat susuz et yemişçesine adi ve zor. Ama onlar açılıp bakıldığında bir elimde kürdan, bir elimde diş ipi sanki.
Evet diş ipi tadında onlar.

Sonra gerçek hunharca yüzüme çarpıyor olsa da...
Çünkü -miş'lidir o kutu...

"Olsun" derim. Zayıf olan ne o kutunun içindekiler ne de ben çünkü. Zayıf olan, olmadığı gibi güçlü ve umursamaz görünüp eve gidince defterler boyu ağlayanlardır. Güçlü görünmek, güçlü olmaktan daha kolaydır çünkü.
Ama ben aklıma yenildiğim zaman da duygularıma yenildiğim zaman da bunu alnım açık söyleyebilirm. Söyledim, hiç çekinmedim.

Söyledim de ne oldu? İşte o kutuya bir şeyler daha koydum.
Dibine kadar sarıldım, dibine kadar öptüm, dibine kadar kokladım,dibine kadar konuştum...
Şimdi sevmediğim adama dönüşsen ne olur ki...


yazı biterken: sezen aksu - İzmir'in kızları
(izmirli olasım geliyor bu şarkıda)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

İzmir'in kızlarına adukettt!
Şarkının sözleri de yok aklımda, ama anladın sen onu. =))

Ö.