V
sana çok benzettim bu kızı. resmi görür görmez seni görmüş gibi sevindim. 2 gündür aklımdaydın. seni çok özlediğimi düşünüp durdum. bunu gördüğümde daha da çok özledim. yok, daha çok özlenmezdi. ne kadar çok özlediğimi anladım.sonra ardarda sevdiğimiz şarkıları dinledim.. roads dinledim, sorta fairytale, nylon smiley, kül hece dinledim.
özledim işte lan.
eve gidip o atlı karıncayı odamın en güzel köşesine koyacağım ve döndüğünde sana nargile yapıp oyuncağımı kuracağım.
şimdi bunlar geldi içimden...
sizi çok özlüyorum. yanımdayken siz, başka kimse ile ilgilenmeyin, yüzünüz hep bana dönük, gözleriniz hep bana gömük olsun istiyorum. bencil miyim? evet belki.
o gün gibi, kalabalıklarda, uzağımdayken siz, onca omuz ve saç arasından yine bakın. ben bakmamazlıktan gelerek bakayım, görmemezlikten gelerek gülümseyeyim size. gözlerime baka baka konuşun yine bayım. herkesten farklı bakın, hayata dair alakasız şeyler anlatın bana ama bir farklı bakın yine. arada susun öyle bir bakın ki, "şimdi onu öpmezsem, bir daha hiç öpemeyeceksin sapoz" diyeyim kendime. beni benimle şaşırtın bayım. bunu yine yapın. kalbime anlık titreşimler gönderin ve ben uyanırsam bir kadının yanında bayım, siz gülümseyin. sizin yanınızda uyandığım günkü gibi bakın. sonra da kedinizi çağırayım ben, siz de bana bir kahve yapmaya gidin.
sizi seviyorum, sen diyemeyecek kadar çok.
ben aslında siyasi mevzulara girmeyi falan çok tercih etmiyorum blogda. Hrant dink için de hiçbir yere gidip yürüyüş yapmayacağım mesela. Çünkü sırf yıl hesabı için bile, ona gelene kadar çok fazla gazeteci ve yazar var benzer şekillerde yitip gitmiş, güvercin olmuş. Ama yine de bugüne karşı da tepkisiz kalmak istemedim. Aslında Mabel Matiz birazdan okuyacağınız şarkıyı Hrant Dink'in ölümünün ardından yazmışsa da, ben benzer şekilde yitirdiğimiz herkes için, elleri asla temizlenmeyen, tenini soysan dah pisi çıkacak olan, yüzü silik, ruhu silik, nefret edilesi değil, haline acınası, ayrımcı, saygısız, ırkı ırka, cinsiyeti cinsiyete, insanı insana düşüren insan eskizleri için paylaşıyor, dinlemenizi öneriyorum. Sahi, 19 ocakta ne olmuştu?
parlak salonlarınızdan, kirli mutfaklarınızdan
binbir çıkmaza çıkan daracık koridorlarınızdan
hele döl tutmayan zihni kaygan yatak odalarınızdan
çok sıkıldım, çok sıkıldım.
şekerlerinizden, uçan balonlarınızdan,
kuru sıkı patlak korkak yalan silahlarınızdan
dinmek bilmeyen keyfi karın ağrılarınızdan
çok sıkıldım, çok sıkıldım.
hangi kar affeder bayım, kalbinizdeki kiri
hangi gök temize çeker ellerinizdeki kiri
bir tutam ya da bir kaç tomar, ah yalan bu ne farkeder...
kahrınızın külleri şer, hangimizi yakar?
...sen.
şaşırıp boynuma sarılsan geçen akşam gördüğüm rüya gibi, elimden tutup mutfağa çeksen, çayın altını yakıp çantamı alsan elimden, "sen dinlen geliyorum" diyerek beni oturtsan odandaki koltuğa ve duşa girsen.
...sen.
duştan çıkıp bana bir gülücük atarak kahvaltı hazırlamaya başlasan, ben de yardım etmeye kalksam sana ve sen kızsan bana "otur sen, yorgunsun" desen. "peki" desem sevdiğin gibi gülümseyip. çok istediğin şeyi alsam sana ve sevinsen.
...sen.
tüm bunlar olurken, yavaş yavaş ölsem, sonra geri gelsem, sonra yine ölsem, hiç umrumda olmasa ve gözlerinde kaybolsam bana her baktığında. çıkıp bağırasım gelse, ama sesim çıkmasa ve içimden sen çıksan, gözlerimden yansısan, tutamasam kendimi, çocuk gibi ağlasam.
...ben.
olur mu ki?
çünkü sağ alt tarafta 20lik dişim çıkıyor, ağrısından bayılmaktan korkuyorum. hiç içmediğim kadar ilaç içtim. çektirmekten de it gibi korkuyorum. ouuf çok mutsuzum lan. fak!
öbdüm canım.
sevgilim...
...benim.
camdan dışarı bakıp, içinden adımı geçirmiş olabilir misin?
dudağımda dudaklarının izi var yüzyıllardır ...
...ve yüzyıllarca saklayacağım seni nefesimde.
...desem de inanma. çok söyledim bu yalanları. daha şimdiden senin "bana" ithaf ettiğin şarkıları başka tenlerden nefes alarak söyledim bile.
bu, seni sevmedim demek değildir.
içimde hissetim bu sabah.
sakın geri dönme...
sakın dönme sevgilim...
...benim.

hep bi mutsuz, hep dünyanın yükü omuzlarında, hep sen yaralanmışsın, hep sen acımışsın. annen en çok sana kızmış, sevgilin en çok seni aldatmış, baban en çok seni dövmüş, dostların hep sana kazık atmış...
siktir be...
yormayın insanı.

aşk güzel, aşık olmak güzel de...
yine de nefret ettiğim bir yanı var.
her aşık olduğumda bir daha olamayacağımı düşünüyorum.
şimdiki gibi.
geçen gün bana bakışınızı yakaladım. 2. kez bana öyle baktınız. bana bir şey söyleyecek gibi ama susar gibi. aşklaştık biz o an, siz de hissettiniz mi?
dizlerimi çektim, huzurla sizi sevişimi izliyorum. sizin salınışınızı. ağlayışınızı. sevişinizi. benden bir başkasını sevişinizi ama canınızın her yanışında beni aramanızı izliyorum.
beni seveceksiniz bayım.
söz veriyorum çok seveceksiniz.
ve söz veriyorum pişman olmayacaksınız.
ve bilirsiniz bayım, ben sözlerimi tutarım.
Sevgili Noel Baba...

Mektubuma sana gerçekten inandığımı söyleyerek başlamak istiyorum. Sen varsın biliyorum. Herkes gidecek ama sen her yılbaşı var olacaksın biliyorum.
Geçen yılım gayet keyifli geçti. Bunda senin olduğu kadar benim de emeğim var, bu nedenle fazla şımarmaman gerektiğini düşünüyorum. Ama yine de yakıştırıyorum sana şımarmayı.
Geyiklerin nasıllar, sev onları benim için gıdılarından.
Eski yıl çok heyecanlı ve kalabalık geçti sahiden. Şöyle bir arkama baktığımda gerçekten de çok üzücü şeyler yaşamadığımı, beni üzen kişi ve olayları da aslında yine de iyi yönleriyle hatırladığımı fark ediyorum. Yeni yıldan beklentin nedir dersen, çok öyle aman aman çılgınca dileklerim yok. Ama gönül meselelerinde 2010'da olduğu kadar yorulmayayım istiyorum. Her şeyi çok fazla düşünmemek ve kafa yormamak istiyorum. Biraz gelişine vurmak istiyorum artık, topu göğsümde yumuşatmak istemiyorum. İş meselelerinde akrep burcu yanım ortaya çıkmaya devam etsin istiyorum. Tam bir sürtük gibi işimi yapayım istiyorum. Arkadaşlarıma gelince, kalbimdeki ve aklımdaki isimler hiç gitmesin istiyorum. Beni aramasınlar sormasınlar ama arayabileceklerini bilsinler istiyorum, arayabileceğimi bileyim istiyorum.
Evet çok para istiyorum. Yapmayı istediğim bir şeyi yapamıyorsam bu parasızlıktan olmasın mesela, keyfi olsun istiyorum.
Yeni şehirler göreyim, ankaraya yine gideyim, ama bu sefer antalya'ya da gideyim, eskişehirde de içeyim istiyorum. istanbul'da da hiç gitmediğim yerlere gideyim, şehrimin değerini bileyim istiyorum.
konser konser gezeyim, geceleri gittiğim yerlerde birileriyle tanışayım, kaynaşayım, ertesi gün hatırlamayayım isityorum.
aşk, para, pul, sağlık, huzur...
hepsini arsızca istiyorum ve benim olacaklar zaten. sadece Sevgili Noel Baba, sadece sen de bil istedim...
Seni seviyorum...
onun yerine saatlerce içtim arkadaşlarımla.
ankaraya gittim dağıttım bir güzel.
tez yazmak yerine eğlendim çılgınca.
kakır kikir güldüm.
dertleştim, sarılıp ağladım canlarımla ciğerlerimle.
filmler izledim, seviştim tez yazmam gereken bir çok anda.
saatlerce msn muhabbetlerinde meze oldum kahkaha sofralarına.
kediler sevdim, yemekler yaptım sevdiklerime...
sonra sıkışınca yazdım bir şeyler, ama yakışmadı.
bir de azar işittim hocadan. "benim çalışma stilim bu değil" dedi. "boşuna uğraşma" dedi.
kaldım, kendimi savunamadım bile.
2. döneme kaldı tezim. sikindirik bir tez için 400 tl harç vereceğim tekrar.
olsun...
yukarıda yazdığım şeylerin bedeli 400 tl + bir profesörden azar işitmekse.
olsun lan.
olsun amına koyim.
hani cidden sefam olsun.
yok kendini avutmak değil bu, yanlış anlaşılmasın.
ama sikerler lan. sikerler yani...
iyi ki yapmışım!
Buharını burnuna çeken kadını,
Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp
Gözyaşını kabuklara saklayan Mari’yi
Kocasıyla artık sevişemediği için
Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen Servi’yi
Düşündükçe
Ölüvermişim…
dün
Böylece bitmiş yani,
Birdenbire"
içime dokundu be...
tamamı burada.
aBİ-SİKTİRGİT!
zeynep?
denek?
denep?
deynep?...
vs?
hangisi yıldız demekse o işte. güzel gece... bir süre uslu durmak gerek .)
keşke hasta olsa.
Deniz'e dedim, "şunu izle, izle ve yıkıl." Sık sık ağzını burnunu kıracak şarkılar ve klipler yollardım ona, ama bu farklıydı. bu bambaşka bir hissiyat yaşatacaktı ona. sonra ben de 9 kere falan izledim. Dacar bir mail atmış. verecek cevap bulamadım ve ona da yolladım, "al izle, her zaman arkandayım" dedim. çünkü biliyordum. aşk acıtırdı, aşk delirtirdi, aşk kanına kemiklerden girerdi. sızlayan yer göğüs ya da mide değil,tüm beden olurdu. çok çok iyi biliyordum. çok büyük bir aşk yaşadığımdan değil; çok güzel aşklar yaşadığım için. her izlediğimde 5 dakikanın sonunda içimde bir taş büyüdü.
"evet insanlar ölüyor ama sevgilim de beni terketti" diye bir cümle kulaklarımda, dudaklarımda ve tam da içimde yankılanıyordu. "keşke hasta olsa, hasta olsa onu ziyarete giderdim ve biz yine birbirimizi severdik".
çok tutkulu, çok zararlı bir sevme şekli. hatırlıyorum, geçmişte aşık olduğuma inandığım biri için kendi kendime şu bencil ve hastalıklı cümleyi kurmuştum: "madem benimle olmuyor, inşallah ölür. benimle olmayacaksa, sevgilim olmayacaksa inşallah ölür." belki de birçok kez kurmuşumdur benzer cümleleri. yani diyordum ki, o benimle olmayacaksa, bunun sebebi onun hiç olmaması olmalıydı. biri bana onu sorduğunda ayrıldık veya beraber olamadık demek yerine, "öldü yoksa çok mutluyduk biz" demeyi tercih ediyordum. sağlıklı bir sevme şekli olmadığı çok alikar elbet. ben böyle sevilsem korkarım ve kendimi piç gibi hissederim. "kalbimi sikeyim lan" derim. herkes ölebilir, onu herkese değişebilirim. yo yo, hiç sağlıklı değil. şu an kimse için öyle düşünmüyorum. düşündüğüm hiçbir kişinin de bunu haketmediğini düşünüyorum.
"hastalık yayılıyor, depresyon yayılıyor, DEPRESYONUM YAYILIYOR!!" Hiç depresyona girmedim. Allah sokmasın. zor zamanlar geçirdiğim, günlerce halıdaki ilmekleri saydığım, ağlarken uyuyakaldığım, içmekten komalık olduğum zamanlar oldu. ama hep sevdiğimle olmak istedim, hiç ölmek istemedim. hiç antidepresanlara sığınmadım. bunun en büyük sebebi de beni iyi hissettiren her şeye bağlanmak gibi bir huyum olmasıydı ve anti depresan beni iyi hssettirecekse ona aşık olmalıydım mutlaka. bir keresinde begüm demişti, "bilu iyi değilsin bir doktora git" o an yüzümü ateş bastığını hatırlıyorum ve o gece dışarı çıkıp eğlenmiştim. sonra mutsuz eden sebebi de sevmeye başlamıştım. falan filan....
sevgilim...
o gitti...
daha acı verici bir şey düşünemiyorum.
hayır hayır, o gitti, gitti... derin derin nefes al...
burnundan al, ağzından ver, saymaya başla, nefes almaya devam et, nefes al, 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1
o gitti.
hastalık, televizyon, bugün 7 kişi öldü.
olabilir dedim içimden, olabilir. insanlar ölür, doğanın dengesi bu. ama insanlar birbirini terkedemez. Eder. Ama birdenbire etmez.
Siz ölüyor olabiliriniz ama sevgilim de beni terketti.
...
sevgilim... onun için endişelenmiştim, "ya hastalığı kaparsa" diye.
keşke hasta olsaydı.
hasta olsaydı onu görmeye gidebilirdim. elini tutardım, bana ne kadar üzgün olduğunu söylerdi ve biz yeniden birbirimizi çok severdik.
keşke hasta olsa.
...
ben kötü biri değilim.
hayır hayır, o gitti.
derin derin nefes al... burnundan al, ağzından ver, saymaya başla, nefes almaya devam et, nefes al, 10,9,8,7,6,5,4,3,2,1
iyiyim, ben çok iyiyim, ben iyi biriyim.
o gitti
sadece uyuyamıyorum.
vicdan filmleri: 10, 9 , 8...
ben tümünü izlemenizi öneririm, farklı zamanlarda, sindire sindire...
beni bu kadar çok ağlatmasına gücenmeden katlanabileceğim,
her şeyi anlatmasam da, her şeyi anlatabileceğimi bildiğim,
birbirimize 1 tl'nin lafını yapıyorken, aslında sadece birbirimiz için çalıştığımızı bildiğim,
saçlarının dökülmesine benim üzüntülerimin de sebep olduğu,
dolaplarını her zaman karıştıracağım,
ama asla dolaplarımı karıştırmayacağını bildiğim,
bana şiddet uyguladığı günlere rağmen sevdiğim,
elime fırsat geçtiğinde bile kıyamadığım,
aslında nefret ettiğim bir kişilik tipi olmasına rağmen taptığım,
yolda tanımamazlıktan gelip akşam aynı sofraya oturduğum,
bana karşı böylesine acımasız olmasına rağmen hep affettiğim,
bana karşı böylesine şefkatli olmasına rağmen kötüleyebildiğim,
burada yazmadığım, yazamadığım bir çok iyi şeyi bana yaşatmasına rağmen kıymetini zaman zaman bilemediğim,
burada yazmadığım, yazamadığım bir çok kötü şeyi bana yaşatmasına rağmen ağzını burnunu dağıtmadığım
tek bir adam var bu hayatta.
bugün abim izne geliyor askerden...

kıpır kıpır içim. görüşmeyeli çok oldu, saçlarımı kesitrdiğimden bile haberi yok. ben bu kadar sevgi ve özlemle onu anıyorken, o beni görüp "saçların iğrenç lan, ilhan mansız'a benzemişsin" diyecek, "napıyorsun lan şişko" diyecek. ben sabırla gülümseyeceğim.
çok özledim...
bu resim ya da fotoğraf...ne derseniz deyiniz...
bana beni hatırlattı.
geçmiş zamanın benini...
içim acıdı o zamanki saflığıma.
sonra öptüm yaralarımı bir bir.
tıpkı senin öpmediğin gibi.
tıpkı daha da fazla açtığın gibi.
yaralanan her yerimin üstüne elimi koyup sana göstermek istemeyişim, dün gibi...
ama ne var biliyor musun?
şu an dinlediğim bir şarkı var...
şöyle diyor;
"Wanna feel my heart break if it must break in your jaws "
anlatabildim mi?
sen anlayabildin mi?
bu kadar..
hadi adam, hadi...
yine öp kırıklıklarımı, yine öp sıcaklıklarımı
yine gül gözlerime...
hadi adam hadi...
Allah canımı alsın ki çok mükemmel bir insanım lan ben!

Selam naber?
seni görmem imkansız diye bir grup var. iki hoş hatun oturmuşlar masaya, "ulan bak sana çok garip bişey göstercim" dercesine birbirine gülümseye gülümseye müzik yapıyorlar. alenen müzik yapıyorlar ve pek keyifli. bu grubu ayrıca ele alırım belki bir ara. bu konuyu geçiyorum. iki hatun dedim ya, bunlardan biri gaye su akyol adında. ben bilmiyordum, belki siz biliyorsunuzdur, muzaffer akyol'un kızı kendisi. seni görmem imkansız şarkılarından kelli zaten seviyorum. sokakta gece yarıları adını çığırmışlığım da var zaten :) çok sevgili bir arkadaşımın teklifiyle sergisine de gideyim dedim, elit olayım, sanat okumaları yapayım (!) neyse gittim, biraz geç gittik. güzel bir ambiyans, havada uçuşan kadehler, cici giyimli hanımlar beyler geziyor da geziyor resimler arasında. biz de kendi çapımızda bakındık minik minik. muzaffer akyol'un 2 büyük tablosu(nar ve cumhuriyet ağacı) ve kapı üzerine yapılanlar en dikkatimi çekenlerdi ve çok da güzeldi sahiden. sanat kısmını geçiyorum, çünkü bu konuda sağlıklı bir yorum yapacak cesareti bulmuyorum şu an için kendimde. ama büyük bir salonum olsa o ağacı kesin alır başka da bir eşya koymazdım o salona.
gelelim kızımıza, genel olarak fotoğraflarında gördüğüm tablolardı aslında. ama bir tablo ki, yanındaki açıklamayla beni benden aldı. cızzt etti içim.
tablo ekranda gördüğünüz tablo, yazı da şöyle:

bana deniz gerek.
pullarım kanıyor."
bilmiyorum ya, anlatamıyorum.
sadece, balık olmaktan bıktım lan ben.
bir küçük kadın

bugün bayram. çok tuhaf, hiç diğer bayramlar gibi değil. eksiklikler çok. sıradan bir pazar günü sanki. anneannemle dedem çanakkaleye yerleştiğinden beri, ben artık büyüdüğümden beri bayramlar eski bayramlar değil. bugün evden çıkmadım. sabah bir telaş duş almadım, abimle didişmedim. tüm sevdiklerim bambaşka şehirlere dağılmış. hatta ülkelere. bugün el öpmedim ben, iyi bayramlaaaar diye neşeyle cümleler kurmadım. annemle kahvaltı edip evin çeşitli köşelerinde kah internette kah elimde bir kitapla takıldım. uçurtma bile uçurmadım. deli gibi de hissetmedim ki her günüm bayram olsun. eksikti çok şey bu bayram. oturdum öylece. müzik dinledim, sustum hep. saçlarımla oynadım. bu mu bayram dedikleri. 9 gün. 9 koca gün yalnızlığımı hissedeceğim ve kimsenin gelip de geçiremeyeceği.
iyi şeyler de olmuyor değil elbet. ama bilirsiniz, bayramın konseptine aykırı hüzün. bayram bu değil halbuki. bir sürü kesilen hayvanlardan bahsetmeyeceğim hiç. babamı bile görmedim bugün, arayıp kutlayıverdim soğuk soğuk. abim askerde. her şey bir başka yalnız sanki bugün. hiçbir şey yapasım yok. ben bu bayramı bayramdan saymıyorum, yok saymıyorum.
yine de iyi bayramlar elbette herkese...
o çocuk benim :)
kalbine hakim ol çocuk, umut daha tükenmedi.
yürü yolları çocuk, yollar henüz bitmedi.
inan, sakin ol çocuk, Tanrı seni terk etmedi.
bir masal biter, sessizlik başlar, kalbini okşar uyutursun, uyutursun
gözlerin dolar, avuçların terler, bir yalan söyler avutursun, avunursun
yerle bir olmuş bu yıkık dökük şehre, bir şarkı söyler susturursun, susturursun
acıya acıya, acıta acıta, ellerin acıya dolaya dolaya
bir kalbi kanata kanata unutursun unutursun
gökyüzünde batarken güneş, yeryüzünde sessizliğin
ateşe aşık yanarken sen, unutursun unutursun...
bir masalda ölürken kahraman, bir şehir düşerken içimde
izlerken gözyaşlarımla unutursun unutursun
bir yalan devrilirken önünde, maskesi düşerken mucizelerin
korkmadan koşarak katilin üstüne, unutursun unutursun
düştüğün o çukurun dibinde silkenerek tozdan topraktan
sanki hiç olmamış gibi unutursun unutursun...
sanki hiç olmamış gibi...*
E Cem durmuş durmuş, bana şarkılar yazmış ama :) hani bazen güçlenmek istersiniz ya ve bu güçlenmek öyle portakalla cevizle olacak gibi değildir. benim ihtiyacım yoktu bu ara gerçi. ama tatlı üzerine kaymak oldu cem bu şarkısıyla. siz de seviniz, şuradan dinleyiniz, buradan indiriniz. Ama albüm çıkınca satın alınız :D
edit: indirmeyin la indirmeyin, link değişmiş :)
güzel günler :*
love M
sonra...
sonra...
bir adam. bir adamın tenini kokladım, terini tattım ben o gece, nefesini soludum. gözlerine bakıp "seni seviyorum yaa" dedim en saf ve içten halimle. o da bana dedi. "seni o kadar çok seviyorum ki" dedi, iyi ki "merhaba" demişsin bana o gün dedi. gülümsedim o an. içimdense "evet lan,iyi ki demişim" dedim. elinden tutup dans ettim, kahkahalar attım onunla. bir şeye sevindiğini anladım ve sevindim onunla. elinden içtim içkiyi ve elimden içirdim sigarayı ona. sarılıp yürüdüm istiklal caddesinde o adamla gülerek. en yorgun ve en neşeli hallerimize bir yenisini daha ekledim. sabahçı büfelerden birinde yemek yerken, dalga geçtik birbirimizle biz ve çok güldük. ve bensabah uyandığımda yine o adamı gördüm yanıbaşımda. gülümseyip biraz daha uyudum. kitaplarını okudum, taze demlediği çayı içtim ben onun ve kahvaltısını paylaştım. bir sırrını bir hevesini anlattı bana, onunla heveslendim ben de.
o adamı yaz yaz bitiremem ben, anlatsam da bitiremem. bakarım gözlerine anlar o beni. işte ben bunu seviyorum. ben bir tek ona anlatabilirim domatesli pilav hayallerimi.
ve işte bu başka bir şey. bu aşk gibi ama aşk değil. ya da tüm o yaşadıklarımız aşk değil, bilemiyorum, anlatamıyorum da. o adamı düşündüğümde bir göl ve yeşillik geliyor gözümün önüne...
sen bunları okuduğunda anlayacaksın ki sana yazdım tüm bunları güzel adam. şu an her şeyi bir kenara atıyorum ve içimden gelen en samimi cümlelerle sana dua ediyorum. Sana, aşkına, tutkuna... kalbinden nasıl geçiyorsa onları yaşa en güzel haliyle...
seni seviyorum...

Şey ya, kesildim çok fena. Öyle akıllı uslu işimdeydim gücümdeydim. içimi sindirdi bu şarkı ve kaşınıp klibini izledim uzun süre sonra mal gibi. Vurgunun yükseldiği her an kalbimden çekilen bir teldi belki de.kaybetmek...
artık olmamak...
aynı olmamak...
çok acı lan. hayat değişiyor ve bazı konularda, bazı noktalarda duruyor insan. takılıp kalıyor. ne ileri ne geri. baştan başlamaya kalksan aynı yere gelene kadar sorun yok, sonrası aynı. hep aynı son. aynı yerde, aynı engel. Gittiğin yere kadarsın bir noktada ya da kaldığın yer kadarcık. 2 sene öncede kaldıysan ya da fazla hızlı gidiyorsan...
anlatamıyorum...
bunları getirdi bu şarkı ve klip bana, tuhaf.
her başlangıç bir bitiş sanki ve her bitiş bir başlangıç.
anlatamıyorum. şakaklarıma dayıyorum ellerimi, çıkamıyorum içiMden. çok tuhaf ve çok zor ve bir o kadar da amaçsız.
siz de burdan izleyiniz.
ay Yareppim!pek güzel şeyler oluyor, enteresan. Balçığa sıvanmış o sikindirik hayatım bir profesörün ağzından dökülecek 5 kelimeye bağlıymış meğer. aşk meşk para hiçbir sikim derdim kalmadı sanki. nasıl bir yük kalktı omuzlarımdan anlatamam. sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz bile diyebilirim bu doğrultuda. Ancak buraya yazıp uğraşamayacağım da rüyamda Hakan Poyraz'ı görmem boşuna değilmiş. Ancak mete özgencil hala bir soru işareti zihnimde. hadi hayırlısı :)
sevindim ve sevindiğim gibi benim için sevineceklere de haber verdim, onlar da sevindiler anlamasalar da. özellikle selin'in mesajı beni benden almadı değil. Şöyle dedi "aai ama neden olduğunu söyle de bu anlamsız sevinç bir anlam bulsun" buna çok güldüm. selin beni hep güldürür zaten. ayh hadi hayırlısı diyecek oldum şu an tekrar. çok süper gaza geldim lan. üzmesin artık hiç kimseler hiçbir şeyler beni.
lütfen ya.
özlemişim içimdeki bu hevesi yemin ederim.
sevgiler...
herkes iyi olsun tamam mı :*









